18 YAŞINDAKİ ENGELLİ GENÇ KIZIN İLHAM VEREN MÜCADELESİ…
Sabahları uyanıyor, çayını içiyor, makyajını yapıyor, resim yapıyor. Ama
Tüm bunları herkesin bildiği şekilde değil, büyük bir ustalıkla kullandığı
Ayakları ile yapıyor…Doğuştan fiziksel engeli bulunan, elleri omuzundan birleşik olarak hayatını sürdüren 18 yaşında ki genç kız, ayaklarını zamanla el gibi kullanmayı öğrenmiş, ayakları adeta onun kimliği olmuş. İğneden, ipliğe tüm ihtiyaçlarını ayakları ile tek başına karşılayan Kader’in azmi ve mücadelesi pek çok insana ilham olurken, onun sanatsal yönünü de ortaya çıkartmış.
Sağlıklı pek çok insanın elleri ile yapamadığı şeyleri Kader ayakları ile yapıyor.
Engeline rağmen, hayatı dolu dolu yaşayarak yaşamdan keyif alan genç kız makyajını yapıyor, kitabını okuyor, resim yapıyor. Daha çocuk yaşlarda başlayan zorlu yaşam mücadelesinin her aşamasında zorlu yollardan geçtiğini belirterek, hayatı ve okumayı çok sevdiğini söyleyen Kader’in en büyük hayali ise eğitim hayatına üniversitede devam ederek kendi ayakları üzerinde durabilecek bir iş kadını olmak. Kader’in yaşam mücadelesini, azmini, geleceğe dair hedef ve hayallerini, ayakları ile yaşama tutunma hikayesini konuştuk.
“ÇOCUKLUĞUMU YAŞAYAMADIM”
Mücadelesinin çocuk yaşlarda başladığını belirten Kader Sevimli: “Yedi sekiz yaşlarında anladım diğer çocuklardan farklı olduğumu. Onlar benim gibi değildi.
Herkesten farklı gelmiştim dünyaya. Beni aralarına almazlardı, dışlanırdım, oynamazlardı benimle. Bende kaçardım hep, saklanırdım herkesten. Dışarı çıktığımızda ya annemin ya da ablalarımın arkasına gizlenirdim. Kimseyle konuşmak istemezdim. Eve birileri geldiğinde odadan çıkardım saklanırdım. Okulda da aynı şekilde saklanırdım, teneffüslere çıkmazdım, başka bir sınıftan birileri beni görsün istemezdim. Sadece kendi sınıfımda ki arkadaşlarımla konuşur, oynardım. Onlar farklıydı, diğer çocuklar nasılsa bende onlar için öyleydim. Bir fakım yoktu beni görmezden gelmezlerdi. Ama diğer çocuklardan kaçardım”dedi. Çocukluğunu yaşamadığını söyleyen ve sağlık sorunları nedeni ile sürekli ameliyatlar geçiren Kader, derslerinden geri kalmamak sürekli kitap okuduğunu ifade ederek “Skolyoz tanısı konmuştu, bu süreçlerde çok fazla ameliyat oldum. O dönemlerde okula gidemedim ve derslerimden geri kaldım. Çok zor dönemlerim oldu. Sürekli hastaneye gidip geliyordum. Derslerimden geri kaldım ve telefi etmek zorundaydım o dönemlerde kendimi tamamen derslerime ve kitaplarıma verdim ve aradaki açığı kaparak hatta çok iyi notlarla sınıf geçmiştim.”dedi.
Çocukken en sevdiği oyunun saklambaç olduğunu söyleyen Kader “Çocukluğuma dair içimde kalan uhdelerim var. “Saklanmak yerine okuldaki,
Sokakta ki, herkesle konuşmak isterdim. Belki de bu yüzdendir çocukluğumdan kalma en sevdiğim oyunun saklambaç olması” itirafını yaptı.
“ANNEM BENİ ZORLA DIŞARI ÇIKARTIRDI”
İnsanların ona acıyarak baktıklarını ve bakışlardan rahatsız olduğu için dışarı çıkmak istemeyen Kader, en büyük destekçinin annesi olduğunu, annesinin zoru ile dışarı çıktığını ifade ederek “Annem beni zorla dışarı çıkarırdı, gezdirirdi. Çıkmak istemezdim çünkü; insanların bana bakışlarından, yanımdan geçerken söylediklerinden rahatsız oluyordum. Böyle böyle annemin zoru ile çıkardım. Ne
Zaman ki benim gibi olan insanları gördüm, işte o zaman anladım engelli olduğumu ve 10 yaşıma geldiğimde artık kendim çıkmak istedim” diyerek uzun uzadıya devam eden sohbetimizde hayat hikayesini şöyle sürdürdü;
“AYAKLARIMLA İLK KEZ KAŞIK TUTTUM, SONRA FIRÇA”
“Ayaklılarımı kullanmayı annem öğretti. Ben çocukken, ayak parmaklarımın arasına yemek kaşığını koyarmıştı bende ağzıma götürürmüştüm. Böyle böyle başladım, derken o parmaklarımla kalem sonrasında fırça tuttum. Günlük ihtiyaçlarım dışında ayaklarımla ilk kez fırça tutarak resim yapmaya başladım. Sonra yazı yazmaya başladım. İlk zamanlar çok zorlanmıştım. 3.Sınıftayken artık ayaklarımla yazı yazmak benim için elle yazmak gibi bir şey oldu. Sürekli sulu boya ile resimler çiziyordum. Ve resimlerim çok beğeni alıyordu. Ancak sağlık sorunlarım nedeni ile eğilmem yasaktı ve resim yapmaya ara verdim. Kendimi kitaplara vererek, resim yapamamanın boşluğunu kitap okuyarak doldurmaya çalışıyorum. Kitap okurken çok başka dünyaya dalıyorum, kitabın içinde kayboluyorum.Şu anda vücudumda çok sayıda vida var. Sağlık durumun biraz daha düzeldiğinde resim yapamaya yeniden başlayacağım.
“HAYALİM HEMŞİRE OLMAK”
Hayalim hemşire olmaktı ancak fiziksel durumumdan dolayı olamayacağım için bilgisayar öğrenmeye başladım. Şu anda bilgisayarı da, cep telefonunu da ayak parmaklarımla kullanabiliyorum. Ama hayalim hala hemşire olabilmek.
“KENDİMİ SAVAŞÇI VE MÜCADELE RUHUMLA TANIMLIYORUM”
Yaşıtlarıma baktığımda onlar hayatı toz pembe görüyor, yaşıtlarım okumayacaklarını evleneceklerini söylüyorlar. Bu söylemler bana saçma geliyor benim hayatım hep mücadele ile savaşmak ile geçti. Ben okumak istiyorum benim için önemli olan tek şey şu anda okumak ve üniversiteye girmek. Ben kendimi savaşçı ve mücadele ruhumla tanımlayabilirim. Gelecek 10 yılda kendimi mesleğini eline almış, ayakları üzerinde ekonomik bağımsızlığı olan bir kadın olarak görüyorum.
“ENGEL KAVRAMI BENİM, İÇİN SADECE BİR ETİKET”
Kendimi anlatırken engel kavramını en sona koyuyorum. Benim kolumun, ellerimin işlevsiz olması benim için engel değil, ellerimle yapamadıklarımı ayaklarımla yapabiliyorum. Bu sağlıklı insanların bile yapamayacağı bir hareket. Parmaklarımda adeta sihir varmış gibi hissediyorum. Engelli kelimesi benim için tanımdan öteye gitmeyen insanların bana taktığı bir etiket.
“AYAKLARIMLA KONUŞUYORUM”
Ayaklarımla ilk kez kalem tutup yazı yazmaya başladığımda zorlanırken, şu anda tek başıma ayak parmaklarımla makyajımı yapabiliyorum. Ayaklarımla konuşuyorum, onlara diyorum ki; hadi yemek yiyelim, hadi yürüyelim ya da ne bileyim hadi telefonla arama yapalım. Zaman içinde bedenimle ilişkim çok başka şekle evrildi. Ayaklarım benim için kimliğimin bir parçası.
“PEST ETME YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ”
Yaşım ilerledikçe ve genç bir kız olduğumda bazı şeyler daha çok zoruma gitmeye başlamıştı. Kırılma dönemlerim oldu. Zaman zaman isyan ettim. Neden böyleyim? Neden ben? Diye kendi kendime çok sorular sordum. Yaşıtlarım gibi olamadım. Her dışarı çıktığımda, kalabalık bir ortama girdiğimde, insanların acıyarak bakmalarından çok etkilendim. Ama onların karşısında hep dik ve güçlü durmaya çalışıyorum, bazen de yalnız kaldığımda ağladığım oluyordu. Toplumun engelli bireylere bakışında zaman zaman vicdan eksikliği olduğunu düşünüyorum. Ama güçlü durmak zorundayım. Özellikle annem ağladığımı görmesin, üzülmesin. Çok zorlandığımda kendime dönüp “Güçlü olacağız Kader, devam edeceğiz” diyorum.
Galiba en büyük problemde insanlar tarafından halen kabul göremiyor oluşumuz, onlarda anlamıyorlar. Hala yadırgıyorlar ve empati kuramıyorlar. Zaman zaman bana kolu yok dediklerinde “sende olanı sen kullanabiliyor musun?” diye sorduklarımda oluyor. Galiba artık bunları yok saymayı öğrendim.
“GÜÇLÜ OLUN, YILMAYIN, MÜCADELE EDİN”
Benim gibi olan insanlara söylemek istediğim şeyler var: Güçlü olun, yılmayın mücadele edin. Ben engelliyim deyip oturmayın, bir kenara çekilip, kapalı kapılar ardında saklanmayın. Çünkü engelli olmakta bir şey yok, benim için yok. Evet etrafınızda bazı insanlar size acıyarak bakacak, alaycı bakışlarla da bakabilirler, kendileri gibi olmadığınız için dışlayabilirler. Bunlar olduğu gibi hayranlıkla bakanlarda olacaklardır. Resim yaptığım dönemlerde insanların bana hayranlıkla baktıklarını gördüm. Bu beni hem heyecanlandırıyor hem de mutlu ediyor. Eğitim hayatımda hep derecelerle sınıf geçtim, zaman zaman sınıf arkadaşlarımın imrendiğini gördüm.
Yaşama sevinci çok güzel bir şey. Yaşamayı seviyorum ve hayallerim var. Ben engelleri yok sayıyorum bana göre başarı engelleri aşmaktır.
“ANNEME OKUMA YAZMA ÖĞRETMEK İSTİYORUM”
Annem bana ilk kez kalem tutmayı öğretti ve ben bu sayede okuma yazma öğrendim. Ama annem okuma yazma bilmiyor bende anneme okuma yazma öğretmek istiyorum”
Zaman zaman kelimeleri seçmekte zorlandığım bu söyleşide; azmi, mücadelesi ve savaşçı ruhu ile yoluna devam eden Kader’i yürekten kutluyorum.
İnşallah 10 yıl sonra Kader’i bir iş kadını olmuş olarak görür ve yeniden söyleşi yapabilirim. Ve Kader’in biz sağlıklı bireylerden, istediği tek şey var aslında: EMPATİ.
RÖPORTAJ-HABER : AYSUN YILMAZ BENLİ
