Merhaba Değerli Polatlı Hâkimiyet Gazetesi Okurları:
Kısa bir soru sormak istiyorum; “1 Mayıs’tan bu yana gündemde ne değişti?”
Deşarj oldunuz değil mi? Fizikte, psikolojide, kimyada, doğada… her nereye bakarsanız bakın, sıkışan ve biriken her şey mutlaka patlama noktasına gelir. Toplumda; adaletsizlik, öfke, eşitsizlik duyguları taşıyan kitleleri sürekli olarak baskılayamazsınız. Kontrollü çıkış kanalları açılır. Kitleler bir araya gelir, pasif bir çerçevede söylemini dile getirir ve deşarj olur.
Bu durumun kitlelerin faydasına olduğu açıkça tartışılır bir durumdur. Kontrollü çıkış kanalı sayesinde kitlenin üzerindeki baskı biraz azaltılmış olur ve hayat kaldığı yerden devam eder. Sistem yine aynı sistem, düzen yine aynı düzendir. Tıpkı 1 Mayıs’ta “İşçinin hakkını kutluyoruz,” mesajı yayınlayan ve 2 Mayıs itibariyle emeğin sömürüsüne devam eden sermaye sahipleri gibi. Bir günlük bir hakkı var ama kalan günlerde tulumu giy ve işçi kal!
Bu mekanizma sistemi rahatlatır çünkü artık karşısında patlamaya hazırlanan bir kitle yoktur. Sembolize olarak bir ritüele dönüşür ve artık sınırlı denetim mekanizmasının dışına çıkamaz. Oysa eylem demek, sonuca ulaşmak demektir. Protesto demek spontane yayılan, bir amaç uğruna zamansız, sınırsız, amaca ulaşana kadar devam eden bir süreci ifade eder.
Meydanlara gitmeden önce tüm panoptikon sistemi üzerinizde, her yerde denetim ve baskı; sana ayrılmış sınırlı alanda slogan atabiliyor, senin için uygun görülmüş bir yerde ve zamanda toplanabiliyor, daha önceden planlanmış bir eylem düzenleniyorsa etkiden çok sembolik bir şey oluyor. Bu durumda amaç; sistemin menfaatine işliyor, ses sadece yankıdan ibaret kalıyor.
Oysa 1 Mayıs’ın anlam ve önemi; işçi sınıfının hakkını savunmak, proleteryanın gücüyle sermayenin kurmuş olduğu baskıyı kırmaktır. Ütopya adı altında işçileri sendikasız, güvencesiz, emeğinin hakkından düşük ücretlerde çalıştırmak, eğitim adı altında çocuk işçilerin bedenlerinden sermaye üretmek, sesi çıkmadığı için kadınların veya dezavantajlı diğer grupların cam tavan sendromuyla ilerlemesini engellemek… neresinden bakarsanız bakın, ezici ve baskıcı bir sitemde hâlâ 1 Mayıs’ı sembolik olarak kutlamak amaca hizmet etmemektedir.
O hâlde ilk sorduğumuz soruyu kısaca cevaplayalım; “Hiçbir şey!”
Meydanlar doluydu, sendikalar, kuruluşlar, halk… Çiftçisiyle, emekçisiyle, çocuk, kadın, yaşlı, genç her kesimden insanlar vardı. İşçiler de gelecekti ama çoğu çalışıyordu.
Emeğin karşılığını bulduğu, adaletli, özgür bir dünyada görüşmek üzere… Hoşça kalın.